Rusya

Moskova

Moskova Rusya'nın başkenti, kalbi, dünyanın en büyük şehirlerinden biri, parlak, renkli, modern bir kent, herkesin kendi adına ilginç bir şeyler bulacağı ve unutulmaz deneyimler yaşamadan dönmenin imkânsız olduğu bir büyülü bir şehirdir.

Dünyanın en güçlü enerjisi ile metropol olan, turistler arasında oldukça popüler ve tüm hayat boyunca keşfedebileceğiniz bir şehirdir Moskova.

Yüzlerce çarpıcı ve göz alıcı yer karşısında en deneyimli turistler bile kayıtsız kalamaz.

Yılın her mevsimi Moskova’nın ayrı bir güzelliği vardır. Sonbahar şehrin şafak vakti klasik bir senfoni - tüm konumlar altın kaplı ve tören havası varmış gibi. Yılın bu zamanında, şehrin merkezi sokaklarında yürümek ve rahat bir kafede zaman geçirmek isteyebilirsiniz. Kış mevsimi ise Moskova’da harika bir peri masalını andırır, bu yüzden Rus ve yabancı turistler Rusya'nın başkentini kışın görmeyi tercih ederler. Bu mevsimde Moskova gerçek bir Kar kraliçesi gibidir, soğuk; bazen can sıkıcı görünebilir ama buzdan elmas süslemeleri onu şık beyaz elbiseler içindeymişçesine ve omuzlarında rüzgâr ve kar fırtınasından bir şal varmışçasına hayal ettirir. Adeta her daim yaşayan canlı bir şehir olarak güzelliği ve neşeli kış eğlencesi ile insanları cezbeder.

Moskova, ışıltısı ile dikkat çeken, büyük fırsatlar şehirdir. Sessiz, ataerkil avlular ve sokaklar, fütüristtik iş merkezlerine bitişik, yoğun bir şekilde inşa edilmiş konutlar ve geniş parklarla sınırlandırılmıştır. Bununla birlikte tarihi binalar, otoyollara bakmaktadır; kilise, cami ve sinagog gibi dini ibadet yerleri birbiriyle uyumlu bir şekilde konuşlandırılmıştır. Moskova kesinlikle kimsenin kayıtsız kalamayacağı bir şehirdir!

Foto: D. Çistoprudov site  CC BY NC ND 

 

Rusça birebir ders Skype üzerinden

Rusya

Altın yüzük

Rusya'nın en ünlü turistik güzergahıdır. En eski turistik yerlerin korunduğu ve eski Rus şehirlerinin kapılarını aralayan mistik bir bölge – kültür anıtları, tarihi yerler, kilseler ve manastırlar. Büyük Rusya'yı anlamak ve öğrenmek için en iyi yol Altın halkayı incelemekten geçer. Altın yüzük sekiz ana şehirden (Sergiev Posad, Pereslavl-Zalessky, Büyük Rostov, Yaroslavl, Kostroma, Ivanovo, Suzdal ve Vladimir) oluşur. Haritadaki şehirlerin yerlerine bakarsanız neden bu şekilde adlandırıldığını anlarsınız. Moskova'nın kuzeydoğusundaki şehirlerin bir çember gibi sıralandığını görürsünüz. Rusya'nın ‘Altın halka’ rotası için yılın her zamanı uygundur. Altın Yüzük’e yapılan ziyaret esnasında tarih, kültür ve bugünün Rusya’sı ile ilgilenen herkes için tarihi geçmişini öğrenme fırsatı verir, onun eski başkenti ve geçen yüzyıllar boyunca tarihin iz bıraktığı diğer şehirleri bilmek paha biçilemez bir deneyim sunar. Anıtların çoğu UNESCO ve Rus devleti tarafından koruma altındadır. Altın yüzük halk sanatının başyapıtlarından ünlüdür. Birçok şehrin müzelerinde eski sanat zanaatlarının örnekleri yer almaktadır: ahşap ve kemik oymacılığı, yetenekli danteller ve kuyumcular, vernik minyatürleri, emaye boyama ve daha fazlası. Altın Yüzük şehirleri eski Rus mimarisinin gelişiminin tüm aşamalarını temsil eder: 12-13. Yüzyıllara ait görkemli beyaz taş tapınakları, 16. yüzyıl çadır binaları, 17. yüzyıl binaları, Rostov, Yaroslavl, Kostroma, Vladimir mimari ve doğal okulların kreasyonları. Altın yüzük Rusya'nın gururudur. Tüm atalar kültürü, tarihi miras burada toplanmıştır.

Foto: Tatyana Gayduk  site  CC BY NC ND 2.0

 

Rusya

Sankt-Peterburg'un çevresi

Sankt-Peterburg’un çevresi en çok ziyaret edilen yerlerden biridir. Burada, ünlü yapların büyük mimari eserleri ortaya çıktı ve bu sayede Petersburg’un güzelliğinin ihtişamı tüm dünyaya yayıldı. St. Petersburg tüm ihtişamıyla ne kadar güzel görünse de, metropolün eteklerinde bulunan muhteşem sarayları ve harika park bölgelerini ziyaret etmeden, izlenimleriniz eksik kalacaktır.

Petergof

St. Petersburg'un banliyölerindeki turistik yerlerden biridir. Park yaklaşık bünyesinde bulundurduğu 200 tane çeşme kompleksi ile doludur. En ünlü çeşme kompleksi: Büyük Kaskad’dır. Bu proje Peter I. tarafından geliştirilmiştir. Petergof İki yüzyıldan fazla tüm Romanov Hanedanına ev sahipliği yaptı. Büyük sarayı, antik tanrılar ve mitolojik kahramanların altın kaplama heykelleri süslüyor. Ekim ayına kadar bu yeri ziyaret etmeye çalışın çünkü tüm çeşmeleri ilkbahara kadar kapanmış olacak.

Gatçina

Gatçina; saraylar, anıtlar, parklar içeren bir müze kompleksidir. Kompleksin alanı Rus Müzesini bile aşıyor. Gatçinsky Sarayı, eski bir kale tarzında inşa edildiği için St. Petersburg için benzersizdir. Dünyanın en ünlü ve saygın mimarları, sanatçıları, dekoratörleri kalenin tasarımında yer aldı. Geleneksel olarak, Gatçinsky Park’da yaz aylarında açık hava Senfoni orkestrası performansları düzenliyor. Beyaz Gölde tekne gezisine hiçbir turist kayıtsız kalamaz.

Srtelna

Kültürel başkentin en eski şehir civarıdır. Saray ve park kombinasyonları ile tüm dünyada ünlüdür. Konstantinovsky Sarayı - bugün Rusya Federasyonu Hükümeti rezidansı olarak kullanılmaktadır. Modern stilleri ve uzun zaman önce yaşamış dönemlerin stilleri iç içe geçmişçesine yakaladığı uyumla, ayrı bir ilgiyi hak ediyor. Strelna’da, ilk Rus İmparatoru tarafından kurulan Meyve Bahçesini ziyaret edebilirsiniz.

Puşkin

St. Petersburg'un civarında bulunan en ünlü kasabalarından biridir. Daha önce Tsarskoye Selo (Tsar Köyü) olarak adlandırılan yerleşke, Pushkin’de bulunmaktadır. İmparatoriçe Yelizaveta'nın en sevdiği yer olarak bilinen yapının merkezinde mücevher topluluğuyla ünlü Katerina Sarayı ve bitişiğinde Alexander sarayı ve Alexander Park’ı bulunmaktadır. Bu çiftlik Rusya'nın ilk İmparatoru tarafından eşi için verildi ve sonra Rus İmparatoriçe için favori bir yer haline geldi.

Vyborg

Şehir merkezi, ziyaretçilerini adeta 18.-19.yy Rusya’sında gezintiye çıkarır hissiyatı verir. Burada Avrupa uygarlığının gelişini hissetmezsiniz. Parke taşı döşenmiş yolları ve Krepostnaya sokağı ile tarihi evrelerin o bambaşka lezzetini tadarak yürüyüşünüzü gerçekleştirebilirsiniz. Şehrin Ortaçağ atmosferini yansıtan Vyborg Kalesi, özellikle de gece ışıklandırmasıyla tüm ihtişamını ziyaretçilere göstermektedir. Kalede aynı zamanda çeşitli kültürel etkinlikler de düzenlenmektedir. Vyborg Belediye Binası ise şehrin en güzel binasıdır.

Kronstadt

St. Petersburg şehrinin çevresindeki en ilginç yerler Kronstadt'ta bulunmaktadır. Başlangıçta bir şehir Kalesi olarak inşa edilmesinin yanı sıra, savaş döneminde saldırılara karşı bir tür Kalkan rolüne sahip bir yer olarak da bilinmektedir. Turistlerin dikkatini çeken yapılardan biri Aziz Nikolay Deniz Katedrali’dir. Daha önce bu Katedral’in denizciler için bir rehber ve deniz feneri olma gibi özel bir görevi vardı. Katedral, şehirdeki en uzun yapı olarak bilinir ve bu sebepten dolayı denizde uzak mesafen bile fark edilebilir. Tapınağın içi, deniz temalı resimlerle bezenmiştir ve yapının pencereleri yuvarlak aydınlatıcılar ile benzerlik göstermektedir ve duvarlar ise deniz hayvanlarının görüntüleri ile doludur. Dış mekân dekorasyonunda ise; eski gemi çapaları, yaldızlı halatlar ve deniz temalarını vurgulayan desenler yer almaktadır.

Lomonosov şehri

Lomonosov kentindeki Menşikov Sarayı, büyüleyici Petergof ile yarışa girmeye hazırdır. Petrovsky Park sadece turistlerin değil; aynı zamanda ilham arayan yerel sanatçılar tarafından da ziyaret edilir. Ayrıca Rusya'nın kültürel aydın sınıfının dikkatini çeken bir bölgedir.

St. Petersburg'un çevresindeki şehirlerin konum açısından önemi, farklı dönemlerdeki Rus kültürünün gerçek tutkunları tarafından ne yazık ki fark edilemiyor. Bu Rus tarihine dokunabilmek için büyük bir fırsattır.

 

 

Foto: Yuriy Yuganson site  CC BY NC ND 2.0

Rusya

Kazan

Rusya'nın üçüncü başkenti Kazan olarak kabul edilir. Bin yıllık geçmişi olan bu şehir, aynı anda hem modern hem arkaik özellikler gösterir. Burada Doğu ve Batı kültürleri iç içe geçmiş durumdadır, ortodoksluk ve İslamiyet bir arada olup cami ve Ortodoks tapınakları uyum içerisindedir, sokaklarda eski zaman binaları ve fütüristik özellikte gökdelenler görebilirsiniz.

Anıtlar, müzeler, manastırlar, tapınaklar, eşsiz tarihi ve kültürel binalar… Tataristan'ın başkentinde tüm bu turistik yapılar Rus ve Tatar geleneklerinin etkisi altında yaratılmıştır. Kazan’daki Kremlin, şehrin ana cazibe merkezidir; 10. yüzyılda kurumuş olup Korkunç Ivan’ın emriyle yeniden inşa edilmiştir. Bu yapı, 1000 yıllık kar beyazı Ortaçağ binasıdır. Resmi olarak dünya mirası UNESCO listesinde yer almaktadır. Suyumbike Kulesi, Kazan'ın ikonik mimari yerlerinden biridir. Buranın görüntüsü hediyelik eşya, kartpostal, kitapçıklar üzerinde ve tabii ki ziyaret etmek isteyenler için Kazan Kremlin topraklarında bizzat görülebilir. Onun bir özelliği de, "düşen" bir kule olması, yani ünlü Pisa Kulesi gibi biraz eğimli olması ve karşıdan bakıldığında bu özelliğinin rahat bir şekilde fark edilmesidir.

Kazan'ın bir başka modern yeri ise Düğün Sarayı’dır. Köpüklü bakır sıra dışı yapı mükemmel olup hemen hemen her yerinden nehir kıyısı görünür ve Kremlin karşısında Yarımadada yer almaktadır. Bu eşsiz binayı dışarıdan görmekle kalmaz, aynı zamanda çatıdaki gözlem alanına çıkıp, tüm tarihi yerleri ve Kazanka Nehrinin manzarasını izleyebilirsiniz.

Alexander passage Kazan’daki en güzel binalardan biridir. 1883 yılında tüccar Alexander İskenderov tarafından bir ticaret kompleksi olarak inşa edilmiştir; başka bir deyişle günümüz AVM yapılarını andırmaktadır. Ne yazık ki, ticaret kompleksi olarak kullanılamadı ve tüccarın ölümünden sonra kız kardeşi tarafından miras verildi. Daha sonra ise müze olarak kullanılması için şehre bağışlandı.

Şehirdeki en ilginç cazibe merkezi, Dinler Tapınağıdır. Bu dini anıtın birçok mimari özelliği vardır.16 mezhebi bir araya getiren bu sıra dışı tapınağın projesinin mimarı, yerel sanatçı ve hayırsever Ildar Hasanov‘dur. Yapı, gökkuşağının tüm renklerine boyanmış kubbe ve kuleleri ile oldukça asimetrik bir komplekstir. Binanın cephesinde, çeşitli şekil ve boyutlarda, kemerler ve diğer sıra dışı dekorasyon unsurlarının yer aldığı pencereleri görebilirsiniz. Tapınakta aktif olarak herhangi bir dini etkinlik yapılmadığından, sadece mimari öneme sahiptir.

Şehir merkezinde yer alan Bauman Caddesi'nde yürüyerek bir gezi deneyimi yaşayabilirsiniz. Bu, rotanıza dâhil edilmesi gereken ikonik özellikte bir yerdir. Gezi sırasında, Kazan'ın ünlü turistik yerlerini gözlemleyebilirsiniz: Bogoyavlensky Katedrali Çan Kulesi, restore edilmiş Kazan otel binası, "Zero Kilometresi " ve Kachalov teyatrosu, Baskı Evi, Fedor Shalyapin anıtı, 19. yüzyıl eski binalarında çok sayıda hediyelik eşya dükkânı, moda butikleri ve çok daha fazlası… Turistler için özel bir başka yer ise Kazanski'nin Kedisi anıtıdır. Kış sarayını istila eden farelerden kurtulmak için 2.Katerina’ya bağışlanan ünlü kedilerin tasvir edildiği bir yapıdır. İmparatoriçe'nin Kazan yolculuğuna çıktığı bir Kupa arabası anıtı da yakındadır.

Bu ilginç yerler Kazan’ın sadece küçük bir parçasını oluşturmaktadır. Bu şehri ziyaret ettikten sonra buraya dönmek isteyeceğinize eminim.

Foto: Slava Stepanov site CC BY NC ND 2.0

Ukrayna

Kyiv

Kyiv misafirperver, aydınlık, rahat, antik atmosfere sahip bir kenttir. Bu makale Ukrayna’nın başkentine gelmek isteyen herkesin görmesi gereken yerler hakkındadır. O zaman şehir merkezinden başlayalım.

Bağımsızlık Meydanı ya da halk arasındaki tabiri ile Maydan isimli yer. Son dönemde Kyiv için efsanevi niteliktedir. Ülkemizde en son yaşananların verdiği hasara rağmen, yine de görülmeye değerdir.

Kyiv-Pecherska Lavra (Kyiv Mağara Manastırları olarak da bilinir) şehrin büyük mimari anıtıdır. Bu tarihi bina 1051 yılında yapılmıştır. Cazibesi, şaşırtıcı tapınakları ve kiliseleri, kutsal emanetler, resimsi kuleler, gizemli mağaraları ve değerli yapıları ile ünlüdür.

Andreevsky İniş: Kiyi’in resimsi özellikte bir sokağıdır. Eskiden önemli ticaret yollarını birbirine bağlayan önemli bağlantı noktasıdır. Adını, 1744'te Yelizaveta’ nın varışına atfedilen Andreev Kilisesinden almış. Burada yürürken, her metre karesinde hüküm süren zengin tarihi dokusu ve olağanüstü hikayelerle dolu yerleri vardır. Dikkat çekici mimari şaheserler, efsanevi sokaklar, meydanların yanı sıra, ünlü ‘Usta ve Margarita’nın yazarı Bulgakov Müzesini de burada bulabilirsiniz.

Anavatan Heykeli: Kyiv’in popüler bir yerdir. Dniprо (Dinyeper) nehrinin sağ kıyısında bulunan bu çok büyük anıt 1981 yılında inşa edilmiştir. Bu heykel 2. Dünya Savaşı’nın kahramanlarına adanmıştır. Büyük boyutlarıyla etkileyici olan anıt, bir parkla çevrilidir. Ayrıca, 1941-1945 yılları askeri eylemlerin tarihi gerçekleri hakkındaki müzeyi de ziyaret edebilirsiniz.

Sofya Katedrali: Dini ve tarihi anıtları sevenler için en iyi yerdir. Yapı 1. Yaroslav Kararnamesi ile 11. Yüzyılda barok tarzında inşa edildi. Tapınağı ziyaret ederek, antik duvar resimlerini ve çok sayıda benzersiz mozaik örneklerini göreceksiniz.

Mariinsky Sarayı, Kyiv'in en güzel binalarından biridir. Resepsiyonlar ve önemli devlet törenlerinin yapıldığı Ukrayna Cumhurbaşkanının tören konutudur. Sarayın mimari tarzı Barok’tur. İmparatoriçe Yelizaveta'nin emriyle inşa edildi. Uzun zamandır restorasyon durumdaydı ancak yeni açıldı.

Kyiv’de çok sayıda görülmeye değer yer var; ancak Kyiv dışı bölgelerde de güzel yerler bulabiliriniz. Örneğin; Oleksandriya parkı, Bila Tserkva şehrinde bulunuyor. Bitkilerden oluşan bu büyük koleksiyonuyla ünlü bu park Ukrayna'daki en büyük ve en eski dendroparktır.

Aynı zamanda burası, 18. yüzyılda, eşi Alexandra Vasilievna için bir hediye olarak Kont Khaveriy Branitskiy tarafından temeli atıldı ve adı verildi. Bizzat Kontes Alexandra Vasilievna parkın düzenlemesini yönetti, muhtemelen onun yaşadığı ve çocukluğunu geçirdiği Petergof ve Tsarskoye Selo gibi inanılmaz güzellikte yerler benzeri bir şey yaratmak istemişti.

Pereyaslav-Khmelnitsky müzesi. Burası Kyiv bölgesinin doğusundaki Kyiv Knezliğien eski şehirlerinden biri olarak adlandırılır. Burada Vladimir Monomakh, Grigory Skovoroda, Taras Şevçenko ve başka Ukraynalı ünlü kişiler yaşadı. Ayrıca, bu şehirde önde gelen Ukrayna müze kompleksleri - Ulusal Tarihi ve Etnografik “Pereyaslav” kompleksi 24 tematik Müze ve 371 tarih ve mimari anıtı içirmektedir.

Kutsal-Vvedensky Manastırı. 20. yüzyılın başlarında ilk olarak Polonyalı soylu Yan Khaetsky tarafından lüks bir çiftlik olarak Kiev yakınında inşa edilmiştir. Sovyet döneminde saray ilk önce okul olarak kullanıldı ve sonra tamamen terk edildi. 2000 yılında, emlak Kompleksi Kutsal-Vvedensky manastırı rahiplere geçti. Burada manastır hücresi düzenlediler ve sarayı şık bir şekilde restore ettiler. Aynı zamanda sarayın etrafında birçok heykel ve yeşilliğin bulunduğu bir park yer alır. Şimdilerde Khayetsky çiftliği ulusal öneme sahip bir mimari anıttır.

Preobrazhenskaya Kilisesi, XIX yüzyılın başlarında inşa edilmiştir. Kanev yapay gölü oluşturulduğunda, kilise mucizevi bir şekilde ayakta kaldı ve şu anda ada üzerinde yer alan bu kilise karadan 200 metre uzaktadır. İlginçtir ki yerlilerin eski inançlara göre, burada cadıların toplandığı ve doğanın enerjisiyle beslendiğinden dolayı buraya Cadı adası demişlerdir.

Bütün bunların sonucunda Kyiv’in, dünyanın zengin kültüre sahip inanılmaz şehirlerinden biri olduğunu anlayabilirsiniz ve onu kendi gözlerinizle görüp deneyimlemek her şeye değerdir.

 

 

Foto: Yelena Akimova site CC BY NC ND 2.0

 

Rusça öğretmen

Kırım

Kırım Yarımadası, Rus imparatorluğu zamanından beri oldukça ünlü bir tatil yeridir. Bakıldığında, İmparatorların ve aristokrat seviyesinden insanların saraylarını burada inşa etmesi hiçte şaşırtıcı değil. 19. Yüzyılda Doktor Botkin tarafından, İmparatoriçe Maria Aleksandrovna’ nın tedavisi için ısrarla Kırım bölgesinin seçildiği bilinmektedir. Buna en büyük neden, çok önceden Saki şehrinde açılan ilk resmi çamur banyoları tesisidir.

Sovyetler döneminde Kırım'da aktif olarak işçiler ve aydın sınıftan insanlar için sağlık tesisleri, sanatoryumlar ve yazlık evler inşa edilmiş. Adanın tamamı sağlık bölgesi olarak benimsenmiştir. Tam 15 farklı Sovyet Cumhuriyetinden insanların buraya tatile geldiği bilinmekteydi. Burada doğanın kendisi, dinlenme ve iyileşmeye dair tüm koşulları bünyesinde yaratmıştı: eşsiz iklimi, temiz havası, yüzden fazla maden kaynağı ve iyileştirici çamur mucizesi.

Birçok kişi için Kırım, deniz ve dağlar demektir; buna rağmen insanların büyük bir kısmı bölgenin çoğunluğunun bozkırlardan meydana geldiğini bilmemektedir. Simferopol şehri (Kırım başkenti) ise bu bozkır bölgesinde yer almaktadır. Burası, eski Kırım Hanlığının başkenti Bahçesaray, birçok benzersiz antik anıt ve mağara şehirleri ile ünlüdür. İnanması zor ama bozkır alanlarında seyahat etiğiniz zaman yüz kilometre ilerisinde tamamen farklı bir Kırım ortaya çıkıyor – dağ ve coşkulu Akdeniz bitki örtüsü ile Güney Kıyısı.

Güney Kıyı - Kırım, tatilciler için en popüler yerlerin başında gelmektedir. Burada tatil altyapısının gelişimi 19.yüzyılın ortalarında başladı. Bölge, turistik açıdan oldukça zengindir. Saraylar ve park sanatları, anıtlar bunun yanı sıra tarihi olaylar ve ünlü insanların (şairler, sanatçılar, müzisyenler, politikacılar) faaliyetleri sonucu geride bıraktıkları unutulmaz yerler bu şehrin mimari başyapıtlarındandır. Saraylar hakkında uzun uzun konuşabiliriz; ancak hiçbir kelime veya fotoğraf, güzelliklerini ve sahip oldukları ihtişamı anlatmaya yetmez. Aralarında meşhur Livadya Sarayı da bulunmaktadır. Şubat 1945'te Müttefik devletler toplantısına (Yalta Konferansı) ev sahipliği yapmıştır. Diğer yandan, doğaseverlerin ziyaret etmekten büyük keyif alacağı Nikitski Botanik Bahçesi ve Partenit'teki Paradise Parkı vardır. Burada dünyanın her tarafından toplanan nadir ve kalıntı (eskiden kalma) bitki türlerini görebilirsiniz. Kimse Ay-Petri Dağının güzel manzarası, doğal mucizelerden mermer mağaraları ve Jur-Jur şelalesinin güzelliği karşısında kayıtsız kalamayacaktır. Kırım, eşsiz doğası ve iklimini içinde barındıran çok sayıda eğlence ve turistik mekânıyla en ilginç tatil yerlerinden biridir.

 

Foto:  1  2 3 

CC BY NC ND 2.0

 

Rusça atasözleri

Ukrayna

Karpat Dağları

Batı Ukrayna’daki Karpatlar, bozulmamış doğası ve saf ekolojisi ile ünlü olan ve aynı adı taşıyan dağ sisteminin, korunaklı kenarın bir parçasıdır. Ukrayna ve çevresindeki yabancı ülkelerden gelen turistlerin ziyaretine uğrayan bölge; yoğun zümrüt ormanları, kokulu çayırları, şiddetli şelaleleri, fırtınalı nehirleri ve inanılmaz güzel dağ gölleri ile kaplı görkemli dağlara ev sahipliği yapmaktadır.

Karpatlar, yılın her zamanında güzel. Yaz aylarındaki yeşil zenginliğin bütünlüğünü kış aylarında karla sarılmış görüntüsüne bırakırken her mevsimin cezp edici çekiciliğine hayran kalacaksınız. Ukrayna'da, kayak yapmak için daha iyi bir yer yoktur. Bukovel, Ukrayna'nın en büyük kayak merkezi olarak bilinmektedir. Burası eşsiz iklimi ile bilinmektedir. Karpat Dağları, Bukovel’i soğuk kış rüzgârlarından koruyarak kışın ve sonbaharda dinlenmek için rahat bir ortam yaratır. O eşsiz spor ve eğlence için muhteşem koşulları ile sessizlik ve huzuru birleştiren olağanüstü bir yerdir. Kış ayı aktif spor meraklıları arasında en popüleridir.

Karpatlarda benzersiz bir cazibe merkezi: iki katlı, dikdörtgen yapılı Aziz Miklos kalesi. XV yüzyılda inşa edilirken Romanesk (Roman Sanatı) tarzda yapılmıştır. Bir zamanlar kale olarak Macaristan hükümdarlarına ikamet yeri olarak kullanıldı. Daha sonrasında, Aziz Miklos Kalesi duvarlarında bir hapishane de vardı. Şu anda ise, yenilenmiş olan binada sergiler ve müzik konserleri düzenlenmektedir.

Yaremche banliyösünde, küçük, resimsi,  tepede, ünlü tek başlı, ahşap mucize Aziz Mikhail kilisesi yer almaktadır. Tek kubbesi uzaktan görülebilir. Mihail Kilisesi 1844 yılında tek bir çivi çakılmadan inşa edilmiştir.

Mukachevo, harika bir şehirdir. Çarpıcı, eski ‘Palanok’ kalesi yer almaktadır. Bu Orta çağ kalesi, turistler arasında çok popüler olan şehir üzerinde yükseliyor.

Ukraynalı Karpatlar, resimsi, dağ manzarasına uyumlu bir şekilde ahenk sağlayan güzel gölleri ile ünlüdür.

Karpatlar mükemmel manzaralı şelaleleriyle ziyaretçilerini etkilemektedir. Görsel anlamda en etkili oldukları dönemler nisan, mayıs ve haziran ayı başlarıdır, yani dağ nehirlerinin coşkun görüntüsünü esirgemediği dönemde görünüyorlar.

Karpatlar muhteşem damak tadıyla ünlü yemeklerin olduğu bir mutfağa sahiptir. Karpat restoranlarında ev yapımı köfte ve borsch’un tadını çıkarabilir, baharatlı, Macar yemekleri – bograç, dağ alabalığı ve daha fazlasını deneyebilirsiniz.

Eğer dağları, taze havayı, muhteşem manzarayı seviyorsanız, o zaman misafirperver Karpat dağlarını mutlaka ziyaret etmeniz gerekir.

 

Foto: 1 2 3 4  CC BY NC ND 2.0

Rusya

Baykal Gölü

Baykal Gölü Doğu Sibirya’da bulunan gezegenin en derin gölüdür. Tektonik geçmişe sahip dünyadaki dev bir tatlı su rezervidir. Ölçülerinin büyüklüğünden ötürü Baykal’a sık sık deniz de derler. Baykal benzersiz doğasıyla her sene Rusya’dan ve yurtdışından binlerce turistin akın ettiği bir mekândır. Su yüzeyi alanı bakımından Baykal dünyanın en büyük gölleri arasında altıncı sıradadır.

Baykal’ın en büyük ve tek meskûn adası “Olhon” adasıdır. Olhon’a feribotlarla ulaşım sağlanabilir.

Ogoy adası Baykal’ın “güç merkezleri” denen yerlerinden biridir. Birçokları göle sadece burayı ziyaret etmek için gelir. Temizlenmek ve ruh enerjisiyle dolmak için burayı tercih ederler. 2005 yılında adada kutsal bir Budist tapınağı inşa edilmiştir. Halk arasında bir inanış vardır; eğer tapınağın etrafında üç kere dolaşıp bir dilek tutarsan dileğin gerçekleşir. Baykal’ın turizm kapısı Listvyanka kasabasında bir çeşit alabalık türü olan Omul balığı ve hediyelik eşya ticareti yaparlar. Kasaba İrkustk’tan 65 kilometre uzaklıktadır.

Baykal kışın güzellikte yazdaki halinden aşağı kalmıyor. Su yüzeyi buzla kaplandıktan sonra Baykal doğasının tüm güzelliklerini görmek için daha fazla imkân doğuyor. Kışın burada koyu şeffaf buz tabakaları, turkuaz renkli tepecikler, buz sarkıtlarıyla dolu yüzlerce buz mağarası bulunur. Buzun kalma süresi Ocak’ın başından Mayıs başına kadar devam eder. Kış bitimine doğru Baykal’daki buz kalınlığı bir metreye ulaşır. Koylarda ve dar yerlerde ise 1.5/2 metreyi bulabilir. Halkın “ana yarıklar” olarak adlandırdığı şiddetli soğuklarda oluşan çatlaklar buzu ayrı alanlara parçalar. Bu tarz çatlakların uzunluğu 10-30 km genişliği ise 2-3 kilometreyi bulabilir. Parçalanmalar her sene gölün yaklaşık aynı yerlerinde meydana gelir. Alan olarak devasa olan buz tabakası, içerisinde bir basınç oluşturarak bir genişleyip bir büzülür. Bu hareketlere gök gürültüsünü veya tüfek sesini andıran büyük bir çatırtı eşlik eder. Bunun sonucunda ana yarıklar boyunca buz parçalarından bir yığın olan tepecikler meydana gelir. Buzdaki bu çatlamalar sayesinde göldeki balıklar oksijen yetersizliğinden ölmez. Baykal’daki buz şeffaftır ve güneş ışınları içinden geçebilir. Böylece suda oksijen açığa çıkaran plankton yosunları hızlıca çoğalır.

Baykal Gölü’ne ziyaret edin! Güzelliğinin ve suyunun temizliğinin tadını çıkarın, Kutsal denizin, kıyısına gelen herkese verdiği mistik enerjiyi hissedin.

Foto: Slava Stepanov site CC BY NC ND 2.0

Ukrayna

Lviv

Lviv/Lvov şehri benzersiz özellikleri, gelenekleri ve eşsiz cazibesiyle antik bir yerleşim merkezidir. Bu şehrin güzelliğinden saatlerce bahsedilebilir. İlk görüşte Lviv’u sevmemek mümkün değildir. Çeşitli zamanlarda farklı devletlerin hâkimiyetinde olmuştur. 1998 yılında resmi olarak UNESCO koruma alanına girmiş, 2009 yılında ise Ukrayna’nın kültür başkenti unvanını kazanmıştır. Bu, içinde 2500’den fazla tarihi ve mimari anıtın toplandığı bir kültür merkezi olmasıyla açıklanmaktadır.

Lviv her sene farklı alanlarda ve tarzlarda yüzden fazla festival düzenliyor. Bu festivallerin büyük bir kısmı artık gelenek olmuş olanlardır, diğerleri ise bölgesel veya münferit festivallerdir. Lviv’da düzenlenen, en fazla talep gören ve popüler olan festivaller folklor, caz, yemek ve tiyatro festivalleridir. Ayrıca çikolata, kahve festivalleri ve buna benzer şenlikler, eğlenceler düzenlenir. Festivallerin çoğu yılın ilk ayında gerçekleşir.

Gaz lambasının tam da Lviv şehrinde icat edilmiş olması ilginçtir. Ayrıca ilk sıcak hava balon uçuşu ve tramvay açılması gibi yenilikler de Lviv’da gerçekleşmiştir.

Ukrayna’nın diğer şehirlerine nazaran Lviv 2. Dünya Savaşı sırasında neredeyse hiç zarar görmemiştir. Sovyet yönetimi de şehrin çok sayıdaki mimari anıtını özenle korumuştur. Ve siz şehre geldiğiniz an uzak geçmişe dalıp gidersiniz.

Foto: 1 2 3 4 CC BY NC ND 2.0

Beyaz Rusya

Minsk

Minsk, İkinci Dünya Savaşı yıllarında neredeyse tamamen yıkılmış büyük ve güzel bir şehirdir. Fakat sakinleri başlıca mimari ve kültür anıtlarını koruyarak şehri tekrar ayağa kaldırmıştır.

Minsk’te ilk görülecek yerlerin başında uzunluğu yaklaşık 15 km olan Bağımsızlık Bulvarı gelir. Ana cadde boyunca meşhur mekânların çoğu bulunur: Yüce Vatan Savaşı Müzesi, Belarus Milli Kütüphanesi, Merkezi Botanik Bahçesi, Çocuk Demiryolu, Cumhuriyet Sarayı ve diğerleri. Minsk’in başlıca bulvarı ismini 2005 yılında kazandı. Gerçi cadde 16. yüzyılın ortalarında ortaya çıkmıştı ve Moskova-Macaristan posta yolunun bir parçasıydı. Başkentin kalbi Bağımsızlık Meydanı’dır. Meydanda Hükümet Binası (şaşırtıcı bir şekilde savaş yıllarında zarar görmemiştir.), Lenin heykeli ve yeraltı alışveriş merkezi bulunmaktadır.

Savaş sonrası eski Minsk’ten neredeyse hiçbir şey kalmamasına rağmen günümüzde şehrin tarihi merkezi bulunmaktadır; Yukarı Şehir. Günümüzde bu çok şirin bir semttir, 16. yüzyılın sonlarında ortaya çıkmıştır. 1860’lı yıllara kadar Polonya usulü “Yukarı Pazar” olarak adlandırılan Özgürlük Meydanı bu semtin ana bölümünü oluşturur. Belediye binasının yakınlarında Frasiskenlerin bir kolu olan Bernardinlerin 1624 yılında kurulmuş manastırı bulunmaktadır. Bina defalarca yangınlara maruz kaldığından sık sık restore edilmiştir. Ayrıca Yukarı Şehir’de Ortodoks’ların başlıca kilisesi “Kutsal Ruhun Zuhuru Katedrali” bulunmaktadır. Kilisenin hikâyesi 17. Yüzyılın başında katedralin Katolik manastırının ana kilisesi olduğu zamanlardan itibaren başlar. Katedral 1860 yılında Ortodoks Kilisesi’ne bağlanmıştır. Geleneksel kubbeli Rus kiliselerine pek benzememektedir, büyük ihtimalle Avrupa kiliselerine daha yakındır.

Teslis Tepesi, Minsk’in merkezinde gezinirken görülmesi gereken şehrin tarihi semtlerinden biridir. Eski mimarisi, Belarus milli mutfağının eşlik ettiği rahat kafeleri, küçük tematik müzeleri ve Svislach nehrini gören harika manzaraları bu semti turistler arasında en sevilen yerlerden biri haline getiriyor. Teslis Tepesi’nin hemen yanında acıklı bir isme sahip küçük bir ada bulunur; “Gözyaşı Adası”. Adada Afganistan’da hayatını kaybeden Belaruslu askerler anısına yapılmış alışılmadık bir şapel bulunmaktadır.

Minsk’teki Büyük Tiyatro şehrin en güzel binalarından biridir. Tiyatronun karşısındaki Troitskaya Gora parkı ise hiçbir zaman boş kalmaz.

Aslında Minsk, birçok parkın ve bahçenin olduğu çok yeşil bir şehirdir. Bu parklar ve bahçelerden birçoğuna çekinmeden başkentin gezip görülecek yerleri diyebiliriz.

2.Dünya Savaşı sonrası yeniden inşa edilmesine rağmen Minsk ilginç, temiz ve dost canlısı bir şehirdir. Görülecek ve gezilecek bir yer burada her zaman için bulunur.

Foto: 1 2 3 4 CC BY NC ND 2.0 

Rus öğretmenden dersi

Azerbaycan

Baku

Ukrayna

Odesa

Odesa, aslında nüfusun çokuluslu yapısı sayesinde oluşmuş zengin tarihiyle öne çıkan, mükemmel bir mizah anlayışına sahip renkli bir şehirdir. Bundandır ki Karadeniz’in “incisi” her zaman turistleri şaşırtacak bir şeyler bulur.

Potemkin Merdivenleri; bu abidevi eser şehrin simgesi ve başlıca görülecek yeri sayılmaktadır. Yukarılara doğru yükselen yapı Avrupa’nın en güzel merdivenleri arasındadır. Günümüzde bu taş merdiven Odesa’da kesinlikle ziyaret edilmesi gereken en güzel yerlerin arasına girer. Birkaç saat ayırıp 192 basamaklı bir gezintiye koyulun. Eğer sağlam bir fiziksel hazırlığınız var Potemkin Merdivenlerinin zirvesine tırmanış yarışmasına katılın. Bu tip bir spor müsabakası her sene Eylül’ün ikinci haftasında Beden Eğitimi ve Spor Gününde gerçekleştiriliyor.

Geceleri Odesa’da nereye gidilebileceğini düşünüyorsanız size Opera ve Bale Tiyatrosunu önerebiliriz. Bu sadece Odesa’daki en ünlü mekânlardan biri değil aynı zamanda ülke sınırları dışında da bilinir bir yer. Viyana Barokkosu stilinde inşa edilen bina sadece dışarıdan değil içeriden de şaşaalı gözüküyor. Kültür turizmi meraklıları binada akustiğin kalitesinin hakkını vereceklerdir.

Eğer yoldan geçen birisine Odessa’da nerede bulunulması gerektiğini sorarsanız, size şöyle cevap verecektir: “Deribasovskaya Caddesinde” Bu yaya caddesi rahat restoran, kafeler ve mağaza vitrinleriyle sizi karşılıyor. Ayrıca, bu mağazalardan biri olan “Pasaj” henüz 19. Yüzyıldayken inşa edilmişti.

Sahil Bulvarı; Odesa’nın sarp kıyılara yayılmış kült bu tarihi mekânı defalarca çehresini değiştirmiştir. Bulvarın uzunluğu 500 metre olmasına rağmen burada ünlü Vorontsov Sarayı, Şehir Meclisi ve içlerinde Duc de Richelieu’nun heykelinin de bulunduğu bir mimari anıtlar cenneti bulunmaktadır.

Bu Karadeniz şehrinde gezip görülecek yerler yeraltında da bulunabilir. Bunlar, haklarında efsaneler anlatılan Odesa mezar odalarıdır. Gündüz veya gece turlarından birine katılabilir, uzunluğu 2.5 km’lik bu “paralel dünyaya” dalabilirsiniz.

Odesa’da başka nereye gidilebilir? Tabii ki de “Privoz” pazarına! Bu efsanevi pazarı ziyaret etmek şehrin rengini ve atmosferini daha iyi hissetmenize yardımcı olacak. Burada her şeyin satın alınabileceği varsayılır. Privoz’a uğrarsanız pazarlık yapmayı unutmayınız.

Kültür tatilini tercih eden insanların kesinlikle “U Baby Uti” Balmumu Heykel Müzesini, Kaçakçılık ve Sinema Müzelerini görmesi gereklidir.

Odesa birçok parkın bulunduğu yeşil bir şehirdir. Şehrin en eski parkı “Taras Şevçenko” görülmeye değer tarihi mekânlarla doludur: Karantina Duvarları, ölen denizciler anıtı, “T. G. Şevçenko” şerefine dikilen anıt.

Zafer Parkı, meşhur Arkadiya’dan 10 dakikalık yürüme mesafesindedir. Rahat banklar, spor ve oyun sahaları ayrıca Odesa’daki en uzun fıskiye de burada bulunmaktadır.

Odesa’daki İstanbul Parkı çok yakın bir zamanda açılmıştır. Fakat kısa bir sürede hem yerlilerin hem de tatil yapanların beğenisini kazanmayı başarmıştır. Çakıl taşlı patikalar sizleri içinde mağara olan koskocaman bir kaya şeklindeki acayip bir fıskiyeye götürür.

Odesa’nın güzellikleri ve görülecek yerleri birçok klasik edebiyatçı ve meşhur müzisyenler tarafından ölümsüz eserlerinde övülmüştür. Dünyanın her yerinde bu güney şehrini bilir ve severler. Siz de Odesa’yı ziyaret edin!

 

Foto: 1 2 3 4 CC BY NC ND 2.0

rusça online kursu

Gürcistan

Tiflis

Rusya

Kaliningrad

Kaliningrad; birkaç tarihi devrin ve çeşitli kültürlerin geleneklerinin iç içe geçtiği bir şehirdir. Bu şehir Töton Şövalyelerini, Prusya prenslerini, İsveçli fatihleri, Fransız göçmenleri, Rus Çarı I. Petro’nun seyahatini, Napolyon’un ziyaretini, İngiliz Hava Donanmasının “halı” bombardımanını ve Büyük Vatan Savaşı sırasında şehrin Sovyet orduları tarafından ele geçirilmesini hatırlamaktadır. Burada filozof Emmanuel Kant, şair Friedrich Schiller, besteci Richard Wagner ve yazar Ernst Theodor Amadeus Hoffmann yaşamıştır.

Şehrin görülecek en canlı yerleri listesinde en başı şehrin sembolü ve kartviziti olan Königsberg Katedrali çeker. Katedralin kütüphanesi olan kulede ünlü Wallenrodtsche kütüphanesinin el yazmaları ve nadir kitaplar korunmuştur. 14. Yüzyılda kilise yakınlarında dünyada oldukça ünlü bir üniversite olan Albertin inşa edilmiştir.

Katedralin mezarlarında Töton Şövalyelerinin ustaları, Köninberg Üniversitesi’nin profesörleri, önde gelen şehir erbabı, piskoposlar ve büyük filozof Emmanuel Kant gömülüdür. Her gün yeteneğinin hayranları ve öğretilerini takip edenler Kant’ın mezarına gelmektedir.

Yakınlarında Rusya’da türünde tek olan Kehribar Müzesi’ni görebilmek mümkündür.

Müze 28 salondan oluşmaktadır. 5 müze bölümünde sadece çeşitli kehribar örnekleri sergilenmiyor aynı zamanda taş hakkında geniş bir bilgi veriliyor.

Dünya Okyanus Müzesi şehirde ziyaret edilmesi gereken bir yerdir. Bu müze Kaliningrad’daki en renkli müzelerden biri. Müzenin salonları her çeşit tematik bilgiyle süslenmiş sergi öğeleriyle doludur. Müzenin ana binasında deniz canlılarıyla dolu akvaryumlar bulunmaktadır. Sergilenen objelerin bir bölümü sahil tarafına açık havaya yerleştirilmiştir. Burada çeşitli kayıklar, tekneler ve gemiler görebilmek mümkündür.

“Balık Köyü” turistler için tümden ilginç bir mekândır. Bu kompleks 14 bölümden oluşmaktadır. Kompleksin temeli Antik Königsberg’in yeniden canlandırılmış yüzüdür. Kompleks çeşitli gotik kulelerle, balık pazarının otantik mimarisiyle donatılmıştır. Burada her şey, hatta en ufak detay bile geçmiş çağlara uymaktadır. Tam da burada hikâyesiyle meşhur nehir köprüsü atılmıştır. Şimdilerde yaya köprüsüdür ve şehirdeki en romantik yer sayılmaktadır.

Günümüzde hakiki bir Avrupa şehrinin ruhunu hissedebilmek için Amalienau adındaki semte gitmelidir. Bir zamanlar bu lüks villalar ve malikânelerin semtiydi. Şimdi tekrar canlandırıldı. Bu binaların asil görünüşü şehrin misafirlerini ve turistleri yeniden kendine çekiyor.

Amalienau semtinden biraz uzakta bir şehir bahçesi bulunmaktadır. Bu parka Litvanya parkı denir. Tam da burada başlıca eğlence ve dinlence parkı yer almaktadır. Her şehirde olduğu gibi şehir parkı şehir sakinlerinin ve misafirlerin en sevdiği yerlerden biridir. Bu parkta herkes için eğlenceli ve hoş yerler vardır.

Königsberg’i dost olmayan güçlere karşı savunma mecburiyeti doğduğu zamanlar olmuştur. 1843 yılında şehrin savunma ağına dâhil olan “Wrangelturm – Vrangel Kulesi” adında bir savunma noktası kurulmuştur. Yukarı nehrin kıyısında bulunmaktadır.

Brandenburg Kapıları; Kaliningrad’ın gezip görülecek tarihi mekânlarının içinde en ilginçlerinden biridir. Bu Prusya dönemine dayandığı gibi Sovyet dönemine de dayanmaktadır. Bilindiği üzere bu isme sahip kapılar Berlin’de de bulunmaktadır. Kapılar Berlin’dekiler gibi adlandırılmıştır çünkü kapıların yönünü Brandenburg kalesi dolaylarına çevirmişlerdir. Kapıların inşasının başlangıcı 1657 yılına dayanmaktadır. Ve kapılar o zamanlar ağaçtan inşa edilmiştir. Ancak 100 yıl sonra tekrar tuğladan inşa edilmiştir.

 

 

Foto: 1 2 3 4  CC BY NC ND 2.0

TOP